new york

ucuz uçak bileti new york

new york

15. yüzyılda Amerika’nın keşfinin ardından New York’a gelip yerleşen Hollandalılar, buraya New Amsterdam adını verdiler. Daha sonra burayı Hollandalılar’ın elinden alan İngilizler adını New York olarak değiştirdiler. ‘Asla Uyumayan Şehir’ olarak bilinen bu kalabalık ve hareketli şehirde, her kültürden insana rastlamak mümkün. New York şehri, beş bölümden oluşuyor: Manhattan, Brooklyn, Queens, Bronx ve Staten Island.

New York denince akla ilk gelen yerlerden biri tabii ki Özgürlük Heykeli. Ellis Adası’nda bulunan bu heykel, ABD’nin kuruluşunun 100. yılı sebebiyle Fransızlar tarafından hediye edilmiş. Battery Park iskelesinden kalkan vapurlarla bu adaya gelip, heykele çıkabilirsiniz, fakat sadece görmek size yeterli gelecekse heykelin yakınından geçen ve Staten Island’a giden ücretsiz feribotlara binebilirsiniz.

Ellis Adası, Hudson Nehri’nin ağzında yer alır ve geçmişte buraya gelen göçmenler için giriş bölgesidir. Ada ve burada bulunan göçmen müzesi ziyaret edilebilmektedir. Özgürlük Anıtı’na giden tekneler, ardından buraya uğrarlar.  

New York, pahalı bir şehir olmasına rağmen tam bir alışveriş cenneti. 5. Cadde, alışveriş için en ünlü ve uğrak adreslerden biri. Burada oldukça lüks giyim markalarının yanı sıra, kapısındaki uzun kuyruklarla meşhur olan Apple mağazasını da görebilirsiniz. Times Square ise alışveriş ve gezmek için başka bir seçenek. M&M ‘s World, Disney Store, Hard Rock Cafe gibi mağazalar da burada bulunuyor. New York’u bir New York’lu gibi yaşamak istiyorsanız ise gideceğiniz adres Soho. New York sakinlerinin vakit geçirmek için tercih ettiği bu bölgede kafeler, restoranlar ve alışveriş merkezleri bulunuyor.

New York aynı zamanda bir gökdelenler şehri. Hemen her binanın çatısında şehrin manzarasını izleyebileceğiniz seyir terasları bulunuyor. Bunlardan en ilgi çekeni ise 102 katlı Empire States binası. Diğer seçenekleriniz ise Chrysler Binası, şeklinden dolayı Flatiron da denen Fuller Binası, Trump Tower ve Noel filmlerinin vazgeçilmez mekanı Rockefeller Center. Dilerseniz Rockefeller Center’ın altında bulunan ve Saturday Night Live, Late Night with Jimmy Fallon gibi programların çekildiği NBC stüdyolarını gezmeniz de mümkün. 11 Eylül’de yıkılan Dünya Ticaret Merkezinin ikiz kuleleri yerine dikilen One World Trade Center da ilginizi çekebilir. Bu gökdelenlerin dışında Hollywood filmlerindeki kovalamaca sahnelerinden tanıdığımız Grand Central tren istasyonu ve New York Halk Kütüphanesi de görülmesi gerekenlerden. Her zaman kalabalık olan meşhur Wall Street’te, buranın simgesi haline gelen boğa heykeliyle fotoğraf çektirmek isteyebilirsiniz.

Bu kadar çok binanın arasında biraz nefes almak isterseniz, meşhur Central Park sizi bekliyor. 3.5 kilometrekare büyüklüğünde olan bu parkın tamamını gezmek isterseniz fayton veya bisiklet kiralayabilirsiniz. Yaz mevsimiyse, SummerStage kapsamında düzenlenen konserlerden birine katılmak keyifli olabilir. Parkın içinde bulunan Belvedere Kalesi de hoş vakit geçirmek için iyi bir seçenek olabilir. 19. yüzyıldan kalma bina şu an Kuş Gözlem Merkezi ve Meteoroloji Merkezi olarak kullanılıyor. Bir bölümü müze olan bu binayı ücretsiz gezebilirsiniz.

High Line Park ise turistlerin ve yerlilerin sıkça ziyaret ettiği ilginç bir park çünkü beton binaların arasında yer alıyor. 1800’lü yıllarda açılan ve artık kullanılmayan demir yolunun, yürüyüş yoluna çevrilmesiyle parka dönüştürülen mekan, harika bir Hudson nehri manzarasına sahip. Ayrıca bu parka dünyanın çeşitli yerlerinden bitkiler getirtilmiş.

New York’un bir diğer güzel yanı ise dünyanın en önemli müzelerinden bazılarının burada olmasıdır. 5000 yıllık bir koleksiyona sahip olan Metropolitan Sanat Müzesi (The MET) her yıl düzenlediği ve ünlülerin akın ettiği galasıyla da tanınıyor. Bir diğer önemli olan Modern Sanatlar Müzesi’nde (MoMA) Van Gogh’un ünlü Yıldızlı Gece tablosunu ve diğer bir çok ünlü eseri görebilirsiniz. Amerikan Doğa Tarihi Müzesi, ilgi çekici olmasının yanısıra, dünyanın en büyük müzelerinden biri. Guggenheim Müzesi ise içindeki eserlerin yanı sıra binasının güzelliğiyle de dikkat çekiyor. Modern mimarinin en önemli mimarlarından biri olan Frank Lloyd Wright imzası taşıyan bu bina başlı başına bir sanat eseri.

Manhattan ve Brooklyn’i birbirine bağlayan Brooklyn Köprüsü hem motorlu taşıtlara hem de yayalara açık. Gün batımını bir gökdelen tepesinden izlemek ilginizi çekmiyorsa kesinlikle bu köprünün üzerinden izlemelisiniz. 

Carnegie Hall, her ne kadar dünyanın en büyüğü ya da en eskisi gibi bir tanımlamaya sahip olmasa da, dünyanın tartışmasız en ünlü konser salonlarından biridir. 19. yüzyıl sonlarında açılan bu salon, bir dönem okul olarak hizmet vermiş olsa da, günümüzde tekrar konser salonu olarak kullanılıyor ve dünyanın en önemli sanatçılarının konserlerine ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Hoşunuza gidebilecek bir performansa denk gelirseniz, düşünmeden bilet alın.

New York çok farklı kültürleri bir arada bulunduran bir şehir olduğundan, yemek seçenekleriniz de oldukça geniş. Meşhur Chinatown’da Çin kültürünü yaşayabilir, Little Italy’de İtalyan mutfağını tadabilirsiniz. Japon mutfağı için Zuma, Fransız mutfağı için Balthazar’ı tercih edebilirsiniz. Fakat New York’a özel lezzetleri denemeden dönmek olmaz. When Harry Met Sally filminden tanıyabileceğiniz Katz Delicatessen’de pastramili sandviç, Norma’s Restaurant’ta kahvaltı, 1950’den bu yana hizmet veren Junior’s’da New York usulü cheesecake, Coney Island’daki Nathan’s Famous’ta sosisli sandviç ilk akla gelenlerden. Günün her saati için menüsü bulunan Parker&Quinn de en lezzetli seçeneklerden biri.