miami

ucuz uçak bileti miami

miami

Miami, Florida eyaletinin ikinci en büyük kenti. Nüfusun çoğunluğu çevre adalardan geldikleri için İspanyolca, İngilizce’den daha çok konuşulmakta. Şehrin ana gelir kaynağı turizm. Miami Limanı da dünyanın bir numaralı gemi turizmi limanı. Haziran-Ekim ayları arası yağışların en çok görüldüğü kasırga dönemi olduğu için bu dönemde gitmek pek mantıklı değil. Miami tatili için kış aylarını tercih edersen, nem oranının düşük olduğu ve sıcaklığın ideal seviyelerde olduğu dönemi yakalayabilirsin.

Miami’de belki de göreceğin ilk yer Ocean Drive. Kafeler ve restoranlarıyla, ışıl ışıl ve her daim kalabalık bir cadde olan Ocean Drive’ı Dexter dizisinden de hatırlayabilirsin.

Miami’ye gelme amacın bol bol yüzüp plajlarda güneşlenmekse, gitmen gereken yer Miami Beach. Sıra sıra otellerin dizildiği bu adada plajlar halka açık. Yani denize kıyısı olmayan bir otelde bile kalıyor olsan denize buradan girebilirsin. Fakat şezlong ve şemsiye gibi hizmetler yok, yiyecek ve içeceğini de yanınızda götürmek iyi bir fikir olabilir.

Şehir okyanus kıyısında olduğu için oldukça dalgalı sahillere sahip. Serinlemek için daha sakin sulara atlamak istersen Venedik Havuzu tam size göre. Dünyanın en büyük tatlı su havuzu olarak biliniyor ve eskiden mercan kaya ocağı olarak kullanılıyordu. 1920’li yıllarda Denman Dink tarafından havuza dönüştürülmüş. Suyunun temiz ve mavi kalabilmesi için her gün boşaltılıp tekrar doğal kaynak suyuyla dolduruluyor.

Miami’de karşına çıkacak en ilginç yapılardan biri de Eski İspanyol Manastırı. 12. yüzyılda İspanya Segovia’da inşa edilen bu yapı, 1950’li yıllarda William Randolph Hearst tarafından satın alınıp, gemilerle buraya getirilmiş ve tekrardan kurulmuş. Günümüzde hala ibadethane olarak kullanılan manastırda düğün törenleri de yapılıyor. 

Mercan Kalesi ise Miami’nin bir başka ilginç yeri. Edward Leedskalnin’in 20. yüzyılın ilk yarısında, taşları oyarak tek başına yarattığı bu eserin tam olarak nasıl yapıldığı hala bilinmemektedir. Yapının yapımında harç kullanılmadığı halde, şehirdeki kasırgalardan etkilenmemiş.

Vizcaya Müzesi ve Botanik Bahçeleri görmen gereken bir başka mekan. 1916 yılında Rönesans mimarisiyle inşa edilen yapının tam 34 odası bulunuyor. Endüstri patronu James Deering tarafından yaptırılan bu malikanede zamanın sanat eserlerini ve antika eşyaları görebilirsin. Botanik bahçesinde ise inanılmaz güzelikte çiçekler bulunuyor. Burada evlilik törenleri de yapılıyor.

Biraz müze gezmek istersen, gitmen gereken yer Museum Park. Zaman zaman konser ve festivallerin de yapıldığı bu kocaman parkta Perez Art Museum adlı modern sanat müzesi ve Frost Museum of Science adlı bilim müzesi bulunuyor. Bunların dışında The Bass Modern Sanat Müzesi de Miami’nin en önemli müzelerinden.

Sokak sanatının örneklerini görmek istersen Wynwood Mahallesi tam aradığın yer. Buradaki sokaklar rengarenk duvar resimleriyle dolu. Ayrıca Design District’teki lüks dükkanlardan alışveriş yaparken karşına her an bir heykel ya da duvar resmi çıkabilir.

Fairchild Tropikal Botanik Bahçesi, çeşitli tropikal bitkileri barındıran bir bahçe, aynı zamanda araştırma tesisi. 1938’de açılan bahçede zaman zaman sergiler ve bahçede yoga gibi etkinlikler de düzenleniyor. 

Miami’de en çok yenen yemekler, buradaki latin nüfusun yoğunluğundan dolayı, latin mutfağına ait  yemekler. Bir tür krep olan ‘manuelita’, ‘medianoche’ adlı sandviç ve sütle yapılan ‘dulche de leche’ tatlısı, Miami’nin en çok yenen yemekleri arasında.