kopenhag

ucuz uçak bileti kopenhag

kopenhag

Kopenhag akıllı telefon gibi bir şehir: kullanıcı dostu, kompakt ve iyi tasarlanmış. Burası, harika projeleri, muhteşem sosyal işbirlikleri ve yenilikçi fikirleriyle dünya çapında bilinen bir yer.

Yerel İpucu: Bir liman kentine gelmişken, teknede konaklayabilirsin. Hawila, 1935'ten kalma ve güzel bir şekilde restore edilmiş bir yelkenli. Denize açılmadığı zamanlarda, maceracı ve sanatsal gezilerle, Airbnb evi olarak kullanılıyor. Başlangıçta Norveç ve İsveç arasında buz taşıyan bir yük gemisi olarak kullanılan, iki direkli ahşap Baltık tüccar gemisiyken, denizi çok seven gönüllüler tarafından tekrar hayata döndürülmüş.

Burada kalıyorsan, uçağı kaçırman çok düşük bir ihtimal, çünkü havaalanı sadece 15 dakikalık kısa bir yürüyüş mesafesinde (ya da çok fazla hediyelik eşya aldıysan, metroyla yalnızca 1 istasyon uzaklıkta). Ayrıca şehir merkezine de oldukça yakın, burada vejetaryen seçenekleri de barındıran harika lezzetleri bulabilirsin. Akşamlar ise huzurlu ve burada bir araya gelmeyi seven yerel müzisyenlerle denizi seyretmek için iyi bir zaman.

Burada konaklayanlar, Hawila’nın ömür boyu arkadaşı oluyorlar.

Pahalı cazibelerle dolu bu şehirde, en pratik yerel ipuçlarından biri eğlenirken paradan tasarruf etmek!

Kenti gezmek için popüler ve uygun fiyatlı seçenek Kopenhag Kart’ı satın almak. 24, 48, 72 veya 120 saatlik seçenekleri bulunan kartın web sayfasında, hangi seçeneğin sana ne kadar tasarruf ettireceğini görebilirsin. 54 Euro’dan başlayan fiyatlarla sahip olabileceğin bu kart, mümkün olduğu kadar fazla yer görmek için sana ekstra motivasyon sağlayacak!

Bu şehirde para ödemeden deneyimleyebileceğin harika maceralar da var. Zıplamak da bunlardan biri!

Havnegade Nehri kıyısında, şehri tamamen farklı ve eşsiz bir bakış açısıyla görmene olanak sağlayacak ücretsiz trambolinlerde zıplayabilirsin. Bu sadece çocuklar için değil, herkesin zevk alabileceği bir eğlence!

Yerel İpucu: Fotoğraf makinanı yanına almayı unutma! Tam zıplarken, havada çektiğin fotoğraflarda yakaladığın komik pozlarla harika tatil anıları biriktirebilirsin!

Daha fazlasını deneyimlemek istersen, şehirde 3 tane kapalı trambolin parkı var. Zıplama partilerinden, takım çalışmalarına, hiçbirşeyi umursamadan sadece zıplamak istersen saati yaklaşık 20 dolar karşılığında trambolinleri kullanabilirsin.

Şehirdeki müzelerin birçoğunda girişin ücretsiz olduğu günler var. Bazı müzeler ise haftanın her günü ücretsiz. Bazı müzeler oldukça sıradışı, Danish Scout Museum (İzci Müzesi) gibi... Bank and Savings Museum (Bankacılık ve Tasarruf Müzesi) bile var, fakat eğlence garantisi veremiyoruz. Eğlenceli hale getirmek istersen, arkadaşlarınla iddiaya girebilir, kaybedeni bu müzeye gönderebilirsiniz.

Para harcamadan yapabileceğin başka bir eğlenceli aktivite, The Six Forgotten Giants ile saklambaç oynamak! Şehrin biraz dışına çıktığında ormanlık alanda ve su kenarlarında gözlerini açık tut ve etrafına dikkatlice bak, her an tahtadan yapılmış kocaman trol heykelleriyle karşılaşabilirsin. Bu ilginç heykeller Thomas Dambo adlı sanatçı tarafından, şehir sakinlerinin oynaması ve doğayla tekrar bağ kurması için tasarlanmış.

Yerel İpucu: Hava soğuk olmasa da üzerine giyecek ekstra bir şeyler almak iyi bir fikir olabilir.

Küçük ama dinamik bir şehir olan Kopenhag, ortak kullanım alanlarını seviyor. Bunlardan belki de en ilham verici olanlardan birisi Absalon. Vesterbro’nun Sønder Bulvarı‘ndaki halk evi, tıpkı herkese açık bir oturma odası gibi, rahat bir sosyal buluşma alanı. Tiger mağazalarının sahibi tarafından kurulan bu mekan, eski bir kiliseyken tekrar dekore edilerek bugünkü haline getirilmiş. Yaz aylarında dışarıda bingo veya masa tenisi oynabileceğin, film veya müzik etkinliklerini izleyebileceğin ya da uygun fiyatlı yemekler yiyebileceğin uzun masalar konuluyor. Bu masaların, akşam yemeklerinde 180 kişiye kadar kapasitesi bulunuyor. Burası, diğer dünya çapında yerlilerle tanışman için en iyi mekanlardan biri.

Absalon, kentte yenilenerek baştan yaratılan tek kilise değil. Nikolaj Kunsthal, Kopenhag’ın en eski kiliselerinden biri olmasına rağmen burada hiçbir kilise hizmeti verilmiyor. Hatta dışarda ‘Ben kilise değilim’ yazan bir tabela görebilirsin. İçeri girdiğinde bu tabelanın ne anlama geldiğini göreceksin. Burası inanılmaz güzellikte bir çağdaş sanat galerisi. Dev enstalasyonların üzerinde bulunan kulesinden, şehrin panoramik manzarasını izleyebilirsin. Çarşamba günleri girişin ücretsiz olduğu bu müzeyi, Kopenhag Kart’ın varsa diğer günler de ücretsiz gezebilirsin. 

Sürprizlerden hoşlanıyorsan, yemek için şeflerin dahi yemek pişirmeye başlayana kadar menüyü bilmediği Rub & Stub’a gidebilirsin. Restoranın bu şekilde işletiliyor olmasının geçerli bir sebebi var, Rub & Stub yemek malzemelerini süpermarketler, mağazalar ve diğer restoranlardaki satılmayan günlük yiyeceklerden hazırlanıyor. Gönüllüler tarafından işletilen bu restorandan elde edilen bütün gelir Danimarka Mülteci Konseyi’ne gidiyor.

Kopenhag’ın hemen kuzeyinde, şehir sakinlerinin kısaca Bakken olarak adlandırdığı Dyrehavsbakken’e gidebilirsin. Burası dünyanın bilinen en eski tema parkı. Hız trenleri ya da dönmedolaplar ilgini çekmese bile yüzlerce yıllık ağaçların ve serbest dolaşan geyiklerin bulunduğu ormanın içindeki parkta harika atmosfere bayılacaksın.

Yerel İpucu: Gezi kitaplarında okuduklarının dışında hiçbir şey sunmayan şehir turlarından bıktıysan ve gerçek hayat deneyimleri içeren turların peşindeysen Street Voices’taki rehberler Kopenhag şehrini sana evsizlerin gözüyle gezdirecek. Street Voices, bu sosyal sorumluluk projesiyle katılımcılara umut vererek toplumda dayanışmayı güçlendirmenin yolunu bulmuş. Her rehberin tüm şehri içeren kendi özel rotası bulunuyor. Özel bir turun fiyatı yaklaşık 23 dolar, fakat istersen grupla gezme şansın da var.

Ve tabii ki Özgür Şehir Christiania... Tüm gün ve geceyi orada geçirebilir, etkileyici graffitileri görebilir, bira ve açık bir şekilde satılan esrarın keyfini çıkarabilir, canlı müzik dinleyebilir ve bu şehrin hikayesini keşfedebilirsin. Hazır buraya gelmişken saunada ter atmayı ve ünlü ALIS Wonderland Skatepark’a uğramayı da unutma.

Kopenhag, yalnızca Avrupa’da değil, tüm dünyada yaşanabilecek en iyi şehirlerden biri olarak kabul ediliyor. Genellikle Venedik veya Amsterdam’la karşılaştırılıyor fakat kendi başına gerçek bir  mücevher. Kendini sıcacık ve rahat bir sosyalleşme havasında hissedersen, Danimarka’nın yaşam felsefesi olan ‘hygge’ hastalığına sen de yakalandın demektir. Dünya çapındaki yerellerle birlikte burada gerçekten samimiyeti hissedebilirsin.