Washington Dc Gezi Yazısı

Murat Güloğlu

Washington Dc Gezi Yazısı

Görkemli bir başkent, Washington DC

Bu ay dünyanın süper gücü Amerika Birleşik Devletleri’nin başkenti Washington DC ‘deyim. Maryland ve Virginia eyaletlerinin arasında yer alan, kendi başına bir eyalet olmayıp, hiçbir eyaletin sınırları içinde de yer almayan ve doğrudan federe devlete bağlı Washington DC. Tarihiyle, siyasal gücüyle, gizemi ve zenginliği ile keşfetmeye değer bir ABD kenti. DC yani District of Columbia yani Columbia Bölgesi. ABD genelinde sadece DC olarak anılıyor. Potomac Nehri’nin kuzey kıyısında kurulmuş. Muhteşem yapı Capitol Hill de burada, White House denilen başkanlık rezidansı da… Tarihi Georgetown’ın büyüleyici sokaklarını arşınlarken kendinizi mimari harikalar diyarında hissediyorsunuz. Penn Quarter’da sahne sanatları, Adams Morgan’da gece hayatı... Müzeler bir yanda, harikulade restaurantlar diğer yanda. Bu kentte aradığınız her şeyin en iyisini bulabiliyorsunuz. Çünkü burası ABD’nin başkenti.

Bol karakterli bir kent 

1790'da ABD Kongresi, federal hükümetin daimi merkezi olarak hizmet etmek için 100 mil karelik yani 260 kilometrekarelik bir bölge kurdu. Yani şimdi DC olarak adlandırılan bölge. 1974'ten bu yana da Kongre’nin veto yetkisini elinde tuttuğu yerel olarak seçilen bir belediye başkanı ve şehir konseyi tarafından yönetiliyor. Washington DC gerçekten olağanüstü bir şehir ve hatta birden fazla kişiliği olan bir şehir. Şöyle ki, bir yanda devletin tüm kademesinin bilfiil yer aldığı çalışan bir federal şehir, öte yandan uluslararası bir metropol, pitoresk yani resmedilmeye değer sokak ve yapılarıyla turistik bir kent, ülkenin tarihi ve eserlerini barındıran eşsiz bir hazine ve aynı zamanda küçük kasaba ortamını koruyan kozmopolit bir merkez. Tabii ki en önemli rolü ise başkent olması. Washington, yüksek nem seviyelerine sahip ılıman bir iklime sahip. Yıl boyunca yağış eşit olarak dağılmış desem yeridir. Bu kentin baharı ise şahane ötesi güzellikte. 

Şehir düzeninde Fransız vizyonu

Washington’un planlayıcısı, Fransız ordu mühendisi Pierre Charles L’Enfant. 18. yüzyıl Barok peyzaj mimarlığı, L’Enfant’ın hayal gücünü güçlü bir şekilde etkilemiş. Yüksek bir tepe üzerine yerleştirdiği ABD Capitol Hill Binası. Senato Binası‘nın ihtişamı DC’nin kudretini oluşturan önemli bir etken. Daha sonra sembolik olarak, Pennsylvania Bulvarı ve pek tabii ki Beyaz Saray biraz daha küçük tepelik üzerine inşa edildi. Washington’un sokakları, geniş kuzey-güney ve doğu-batı eğilimli sokakların bir ızgarası üzerine bindirilmiş geniş bir diyagonal yollar düzeninde düzenlenmiş. Böylece, geniş ağaçlıklı caddelerin düzeni harika bir manzaraya neden olmakta. Dikey mimariye geçit verilmeyen bir başkent burası. Son derece klasik ve aynı zamanda muhafazakar-modern karışımı yapıların oluşturduğu bir kent. 

Parklar, bahçeler, anıtlar 

Washington’un çekiciliğinde yalnızca şehrin parklarının, bahçelerin, yapıların güzelliğinin, caddelerin şahaneliğinin katkısı yok elbette. Birbirinden farklı anıtlar da DC’yi mükemmelleştiren ögeler arasında yer alır. Açık hava heykelleri ülkenin kahramanlarını onurlandırmanın bir yolu olarak kullanılmış. Yansıtıcı Havuzun batı ucunun kuzeyindeki şivron şeklindeki siyah granit duvar olan Vietnam Savaşı Gazileri Anıtı, Vietnam Savaşı sırasında öldürülen veya kayıp olarak tanımlananların 58 binden fazla ismini listeliyor. Yansıtıcı Havuzun batı ucunun güneyindeki 19 cilasız paslanmaz çelik asker heykelinin yer aldığı Kore Savaşı Gazileri Anıtı da dikkat çekici. 

Georgetown, Dupont Circle, Adams-Morgan ve daha niceleri

Washington Şehir Merkezi olarak anılan alan, Capitol Hill, Beyaz Saray ve Georgetown arasındaki ticaret bölgesini tanımlamakta. Çin Mahallesi, Metro Merkezi, Federal Üçgen alanı ve K Street ofis koridorunu içermekte. Lafayette Meydanı mahallesi ile birlikte, 15. ve 17. caddeler arasında yer alan H Caddesi Beyaz Saray’ın hemen kuzeyinde yer almakta. Burası bir zamanlar zenginlik ve nüfuzun bir göstergesiydi. Aslına bakarsanız hala da bu bölge zengin nüfusun uğrak yeri denilebilir. 
Georgetown, Columbia Bölgesi’nin en eski mahallesi. Mutlaka görülmesi gereken bir semt diyebilirim. 1600'lerde Avrupalıların gelmesinden önce yerel yerli Amerikalılar tarafından Tohoga adı verilen bir ticaret köyüydü. 1789'da Georgetown Üniversitesi, ülkedeki ilk Roma Katolik akademik kurumu olarak kuruldu. Değirmenler, dökümhaneler ve kireç fırınları Georgetown sahili boyunca devreye girmeye başladı. 1930'larda Georgetown’un cazibesi yeniden keşfedildi ve eski evlerinin korunması ve restorasyonu ile mahallenin yenilenmesine başladı. 1951'de Kongre, Georgetown’un çoğunu tarihi bir bölge olarak belirledi ve 20. yüzyılın sonunda, Eski Taş Ev, Tudor Place, Dumbarton Evi ve çeşitli tarihi Georgetown evleri halka açıldı. Bu zengin semtte son derece lüks ve tasarımı içinde barındıran mağazalar, restoranlar ve gece kulüpleri bulunmakta.

Dupont Circle, İç Savaş‘ın sonrasına kadar, genişleme için boşaltılan ve ihmal edilmiş bir bataklıktı. 1870’lerde varlıklı iş insanları ve yatırımcılar, burayı keşfetmeye ve kalkındırmaya başladılar. Diplomatik karargahı olarak kullanılan bir çok yapı Dupont Circle’ın yakınında inşa edildi ve mahallenin prestiji büyük ölçüde arttı. 1978 yılında mahallenin bir kısmı tarihi bir bölge olarak belirlendi ve emlak fiyatları yükseldi. Dikkate değer konaklar korundu; sıra evler yenilendi; kentin en canlı, en kozmopolit semtlerinden birini oluşturan mağazalar, kitapçılar ve restoranlar açıldı.

Adams-Morgan, Dupont Circle’ın hemen kuzeyinde ve batısında yer alan Adams-Morgan, önde gelen Washington bilim adamları ve üst düzey hükümet ve askeri personel için zengin bir yerleşim alanı olarak hizmet veren Washington’un en etnik ve ekonomik açıdan farklı topluluklarından biri desem yanlış olmaz. Bir zamanlar Lanier Heights olarak bilinen mahalle, bölgenin ayrı ayrı iki ilköğretim okulunun (beyaz bir okul olan Adams ve siyah bir okul olan Morgan) 1950'lerde gönüllü olarak entegre edilmesinden sonra Adams-Morgan adını aldı. DC’nin en popüler ve eklektik semtlerinden biridir. Son derece özgün caz kulüpleri, gençlerin takıldığı birçok mekan bu bölgededir. 

Dolayısıyla U Street’le birlikte kentin cazibesini arttıran yeridir. Kentin kolluk kuvvetleri, her biri kendi yetkisine sahip olan çeşitli kurumlar tarafından idare edilmekte. Büyükşehir Polis Departmanı belediye hükümetinin yasa ve yönetmeliklerini uyguluyor. Capitol Polis Gücü, Başkent için güvenlik sağlarken, Beyaz Saray Güvenliği Başkanı ve Beyaz Saray’ı korumakta.

Tam bir müze kent 

Washington, hiç bitmeyen bir kültürel fırsat zenginliği sunan bir şehir desem yeridir. Kentte, birçoğu uluslararası alanda tanınan birçok müze, galeri ve tiyatro bulunmakta. Yerel yönetim tarafından DC’deki sahne sanatları için ABD’de başka herhangi bir yerden daha fazla para harcanmakta. Yıl boyunca kültürel miras festivalleri düzenlenmekte. Washington bölgesinde 750'den fazla kütüphane bulunuyor. Kongre Kütüphanesi ise dünyanın en büyük uluslararası araştırma materyalleri koleksiyonunu içermekte. Washington’da çok sayıda da müze var elbette. Ulusal Doğa Tarihi Müzesi, Freer Sanat Galerisi, Ulusal Sanat Galerisi, Ulusal Amerikan Tarihi Müzesi, Ulusal Hava ve Uzay Müzesi, Ulusal Afrika Sanatı Müzesi, Amerikan Yerlileri Ulusal Müzesi bunlardan yalnızca birkaçı.

Nasıl gidilir?

ABD Başkenti olması nedeniyle tüm dünya havayolları buraya karşılıklı uçuş düzenliyor desem yanlış olmaz. Özellikle Dulles Havalimanı tercih edilmekte. Ben Washington DC’ye uçuşumu roboair.com’dan aldığım biletle gerçekleştirdim.