İzlanda Gezi Yazısı

Murat Güloğlu

İzlanda Gezi Yazısı

Ateş, Buz ve Elf diyarı büyüleyici İzlanda

“Yolcunun ağırlığı, taşıdığı eşyasında değil bilgeliğindedir.”

İzlanda’nın giriş kapısı, başkent Reykjavik’in yanı başındaki Keflavik Havaalanı’nda Viking sagalarından alıntılanan bu söz İzlanda’nın ve İzlandalı’nın hal-i pürmelalini anlatıyor aslında. Doğanın her türlü haline ev sahipliği yapan bu ülke, yeryüzü için son derece eşsiz bir konumda. İnsanı ada insanı, toprağı dünyanın uzak bir köşesinin toprağı. Yani anlayacağınız bilgelik doğallığında! 

Adanın kendine has tarihi

Adanın, dokuzuncu yüzyılın sonlarında Norveçli Ingólfur Arnarson tarafından keşfedildiği söyleniyor. Sanırım 861 yılında. Adanın ilk konukları ve yerleşenleri 9. ve 10. yüzyılda Norveç’ten gelen Vikingler. Bu toplulukların önderleri birleşerek 930 yılında parlamentonun ilk örneği sayılabilecek Athing’i meydana getirmiş. İç anlaşmazlıklar sonucu bağımsızlığını kaybeden ada, 1262 yılında Norveç’in egemenliği altına girmiş. On dördüncü yüzyılda Norveç’in Danimarka’ya bağlanmasıyla de söz sahibi, bu ülke olmuş. Önceleri ticari bakımdan faydalanırken, Danimarka daha sonra İzlanda’yı tamamen idâresi altına almış. 1551 yılında referandum ile Protestanlığı kabul eden İzlandalılar, 1662 yılında Danimarka Kralı’na bağlılık yemini etmiş. On yedinci yüzyıl ise karanlık bir asır ada için. Çünkü, adada hastalık, kıtlık ve volkan püskürmeleri ortalığı kasıp kavurmuş. Sene 1838 olduğunda Reykjavik’te on üyeli bir meclis kurulup, 1843’te de Althing yeniden hayata geçirildi. 1904’te İzlanda’ya diplomasi dışında muhtariyet tanındı. On dokuzuncu asırda ortaya çıkan milliyetçilik akımları sonucu 1918 yılında İzlanda, Danimarka’ya bağlı bir devlet hâline geldi. II. Dünya Savaşı sırasında, stratejik bir değer kazanan adayı korumak gerekçesiyle İngiltere tarafından işgal edildi. Daha sonra 1941’de Amerikalılar burayı devraldı. 1941 yılında Althing, Danimarka ile bağlarını koparma kararı aldı. 1944 yılı Mayıs ayında halk oyuna sunulan yeni anayasa oylandıktan sonra 17 Haziran’da Cumhuriyet îlan edildi. 1949 yılında NATO’ya üye olan İzlanda, ordusu olmayıp da NATO üyesi olan tek ülkedir. 17 Haziran 1944'te, Amerika Birleşik Devletleri, İzlanda’yı ilk tanıyan ülke olmuştur. ABD Başkanı Ronald Reagan ile SSCB Genel Sekreteri Mikhail Gorbaçov 11-12 Ekim 1986’da Reykjavik’te, nükleer silâhların sınırlandırılması görüşmelerinin başlatıldığı bir doruk toplantısı da yapmışlardı. 

Yanardağlar ve buzullar bir arada

İzlanda, jeolojik olarak hem Avrupa, hem de Kuzey Amerika kıtasındadır diyebiliriz. Ülkenin toplam yüzölçümü ise 103 bin km2. Adanın büyük bir bölümü volkanik. Durum böyle olunca da adadaki yanardağlar hâlâ faal olma özelliğini korumakta. Bunların sayısı ise 200’ü bulmakta. En önemlisi 1490 metre yüksekliğindeki Heklâ Yanardağı. İzlanda’nın kıyıları da oldukça ilginç bir yapıda. Güneyde düzlük hakimken, diğer kıyılarda girintili çıkıntılı yapı dikkat çekmekte. Kıyılarının uzunluğu 6 bin km’den fazla. Adanın birçok bölümü ise geçmişteki yanardağ püskürmeleri sonucu oluşmuş. Neredeyse tamamı lav ovalarıyla kaplı. Muhteşem bir yapısı bulunmakta. Bu ovalarda yer yer ‘jökül’ adı verilen buz kubbelerine de rastlanır. Bunların en büyüğü Vatnapöhull. Bu buz kütlesi 8500 km2 ’yi bulan yüzölçümüyle Avrupa’nın en geniş buzulu olma özelliğini gururla taşımakta. Jökulsarlon, İzlandaca’da buz gölü anlamına geliyor. Burada buzullar yavaş yavaş çözülüyor ve bu göleti oluşturuyor. Göl, zaman içerisinde gitgide genişliyor ve buradaki buzullar buradan denize dökülüyor. Jökulsarlon, Reykjavik’e yaklaşık 400 km uzaklıkta. Ama kesinlikle görülmesi gereken bir yer. Buraya geldiğinizde Jökulsarlon’da bir buzul turu da yapabilirsiniz. 
Gaysir ‘i görmenizi özellikle öneririm

Adada bol çağlayanlı birçok ırmak da bulunmakta. Bunların çoğu kısa ve ulaşıma elverişsiz çağlayanlar. Irmaklarından en önemlisi ise 210 km ile Tjorsa. İzlanda’da çok sayıda krater gölü de bulunuyor. En önemlisi ise Thingvallavat Gölü. Bu göl 120 km2. Derinliği ise 116 metre. Adanın yanardağlarından sonra en önemli özelliği gaysirlerdir. Bu sıcak su kaynakları ısınma ve elektrik enerjisi elde etmede kullanılıyor. İzlanda, bugün etkin durumda olan 30 kadar volkana ve zengin termal kaynaklara sahip. Reykjavik’e 100 km uzaklıkta Gaysir bölgesinde İzlanda’nın altının nasıl kaynadığını gözlemleyebilirsiniz. 100 derece sıcaklıktaki kaynar suların sıkışıp kendini gökyüzüne fırlatması ve havada bir anda buharlaşmasını çıplak gözle izlemek gerçekten müthiş bir deneyim. Bu sıcak sular ayrıca İzlanda’da okullara, evlere kadar gidiyor.

Gljufurarfoss, Seljalandsfoss ve Reynisfjara

Gljufurarfoss, Reykjavik’e yaklaşık 140 kilometre uzaklıkta bir şelale. Ufacık bir girişi var. Ufak bir akarsu üzerinden taşlara basarak bu şelalenin aktığı yuvaya geliyorsun. Yolculuğun bu kısmı çok çetin gerçekten. Ama değiyor kesinlikle. İzlanda dilinde foss şelale demek. Bu sebeple İzlanda seyahatinizde foss yazısını gördüğünüz her tabela peşinden gidebilirsiniz. Bu da onlardan birisi, bir önceki şelalenin hemen yanında diyebileceğim bir noktada, Seljalandsfoss. Bu şelalenin en güzel kısmı ise dibinde durarak üzerinden akan suyu izlemek. Reynisfjara’nın alamet-i farikası siyah kum. Yani kumsal tamamen siyah kumdan oluşmakta. Son derece ilgi çekici. Malum İzlanda volkanik bir ada. Bazıları da hali hazırda aktif. Siyah kumlar da bu yanardağların ürünü. Simsiyah. İzlanda’da bu kumlar için uğur getiriyor deniliyor. Game of Thrones dizisinin de çekildiği bu bölge gerçekten fotoğraf tutkunları için de müthiş malzemeler sunuyor.

Kuzey Işıkları ve Blue Lagoon 

Şayet doğru zamanda doğru yerdeyseniz kuzey ışıklarının rengarenk ışık oyunlarına tanıklık edebilirsiniz. Bunun için başta Nasa olmak üzere, size doğru verileri sunabilecek bir çok internet sitesi de mevcut. Onu yakalamak için kafanızı gökyüzüne çevirmeniz, bakışlarınızı keskinleştirmeniz yeterli. Blue Lagoon ise adanın en romantik doğa olaylarından biri kuşkusuz. Mavi sularıyla beyaz kar manzaralarına eşlik eden bu göl, yaz kış 38 derece suya sahip. Karla kaplı zamanlarda bile ziyaretçi akınına uğrayan Blue Lagoon’un termal zengin suyu gençleştirip güzelleştiriyor. Jeotermal deniz suyu olan Mavi Göl, dünyanın her yerinden turistlerin gençleşmek, tedavi olmak, İzlandalıların ise sosyalleşmek için ziyaret ettikleri bir göl. Filmlere de konu olan Mavi Göl, adını mavi sularından alıyor. Kapalı mekanlardaki termal sular gibi kokusu ve sıcaklığıyla bunaltmayan Blue Lagoon’da saatlerce vakit geçiren ziyaretçiler, çeşitli kokteyller içerek hem dinleniyor, hem de ciltlerini yeniliyorlar.

Balinalar ve atlar 

İzlanda’da balina turları da yapılıyor. Günde 2 kere yapılan bu turlar genelde güneşin doğduğu ve battığı saatlerde yapılıyor. Neden mi? Balina en çok bu saatlerde şehire yakın denizlere gelirmiş de o yüzden. İzlanda’da balinaları görebileceğiniz iki yer var. Reykjavik ve Akureyri. Bu iki şehirde yapılan balina turlarına katılabilirsiniz. Balina görebileceğiniz garantisi vermiyorlar. Ama en kötü amortiniz yunuslar. Gerçekten müthiş bir atmosferde ilerliyorsunuz okyanusta. Teknede bazen sessizlik isteniyor, tekne motoru durdurup balina sesini duymaya çalışıyor. Bu sırada balina görülünce o tarafa doğru dümen kırıyor kaptan. İzlandalılar’ın gurur duyduğu en önemli unsurlardan biri de atları diyebilirim. İzlanda atlarının da nüfusu 100 binin üzerinde. Atların Viking döneminde adaya getirildiği biliniyor. Normalde atlar 4 farklı stilde koşarken burada atlar 5 farklı stilde koşuyor. Bu sebeple de İzlanda atı denmekte. 

İzlanda havası ve bitki örtüsü

Bir ada ülkesi olan İzlanda’da kış ayları, okyanusun etkisiyle nispeten yumuşak geçmekte. Ancak yine de ülke tamamen karlarla kaplanmakta ve bitki örtüsü kıyı kesimlerde tundra bitki örtüsüne dönüşmektedir. Kış aylarında ortalama sıcaklık 0 °C iken en düşük sıcaklık rekoru 2004 Ocak ayında -39,7 °C olarak ölçülmüştür. İzlanda’nın bulunduğu enlem dâiresine karşı iklimi çok soğuk değildir. Ülkedeki rekor düşük sıcaklık -39 derece olarak ölçülmüşken 2009 yılında ise rekor yüksek sıcaklık 29 derece olarak ölçülmüştür. Gulf Stream akıntısının etkisinde kalan adada yazlar nemli ve serindir. Kışlar ise oldukça yumuşaktır. Isı ortalaması başkent Reykjavik çevresinde kışın -1C°, yazın ise +11C° dir. Fakat kuzey bölgeleri daha soğuk olup, sıcaklık ortalaması kışın -8 °C civarındadır. Kuzey kesiminde haziran ayında güneş 18 gün süre ile hiç batmadan ufuk hattı üzerinde durur. Yağış ortalaması ise başkent dolaylarında 865 mm, güneydoğuda ise 1710 mm’dir. Bitki örtüsü ise adada çok az. Buzulların bulunmadığı kesimlerde ise otlaklar bulunmakta. Bitki örtüsü genelde çalılar ve dikenlerden meydana gelmiş. Büyük ve iri gövdeli kayın ağaçlarından meydana gelen ormanlar giderek azalmış, günümüzde neredeyse yok denecek hale gelmiş. Ormanların çok az oluşu ve iklim şartları adada yabani hayvanların bulunmamasına sebep olmakta. Yer altı kaynakları bakımından fakir olan İzlanda’da sadece alüminyum çıkartılır. O da başkentin doğusunda ve ülkenin kuzeyindedir. Başta Danimarka olmak üzere, bir çok ülkeden gelen ziraat mühendisleri burada ağaç kökleri deniyor. 

Ada nüfusu gelenekçi ve korumacı

Ada’nın nüfusu yaklaşık 350 bin. Bu nüfusun % 80’i şehirlerde, diğer kısmı köylerde yaşamakta. Başkent Reykjavik’in nüfusu ise 150 bin civarında. Şehirlerin çoğu kıyı kesimlerde ve ağırlıklı olarak güneydeki ovalarda kurulmuş. İzlanda halkı için Theogir’in koyduğu kurallar bugün de hala geçerli. Mesela topluma açık yerlerde bira ve benzeri alkollü içkiler içmek yasaktır. Kendilerine özgü dillerini, kültürlerini, efsânelerini ve geleneklerini korumak için de ellerinden geleni yapmaktadır. Halkın büyük kısmı ise Hıristiyanlığın Evangelist mezhebine (%95,6) bağlı. Geri kalan kısmının %3,7 Protestan, %0,7’si Katolik. Ülkede konuşulan diller, İzlandaca (Resmi Dil), Danimarkaca, İngilizce, Nord lehçeleri ve Almanca. Bu ülkenin eğitim düzeyi son derece yüksek. 7-15 yaşları arasında eğitim mecburî olup, okuma-yazma bilmeyen pek tabii ki yok. İzlanda halkı, bildiğiniz gelenekçi bir toplum. Her ada insanı biraz öyle değil mi aslında? Karakterlerinde var bu hisler. Örf, adet, yerel dil, kültür, efsane ve diğer tüm geleneksel ögeleri koruma altında ada insanı tarafından. Bu konuda da oldukça hassaslar. Tartışılmaz. Atlas Okyanusu’nun kuzeyinde Grönland’ın güneydoğusu ile Norveç ve Britanya Adaları’nın arasında yer alan volkanik bir ada. En yakın komşusu 350 km uzaklıktaki Grönland. Diğer komşuları Norveç 1050 km, İskoçya 800 km uzaklıkta. Ülke 23 bölge ve 14 şehir ile yönetiliyor.

İzlanda ekonomisi balıkçılık ve turizm üzerine kurulu

Ekonominin temeli balıkçılık. İzlanda’nın en önemli gelir kaynağını meydana getiren balıkçılık, 106.487 gross tonluk 866 gemi ile yapılmakta. Yıllık tutulan balık yaklaşık olarak 1 milyon 500 bin tondur. Başlıca tutulan balıklar balina, moriya ve ringadır. Balıkçılık ürünlerinin işlenmesi ve balıktan elde edilen ürünler imali başlıca sanayi faaliyetidir. Balık konservesi ve balık unu fabrikası vardır. Küçük gemilerin yapıldığı, büyük gemilerin tamir edildiği tersaneleri; dokuma, çimento, ayakkabı fabrikaları bulunmaktadır. Ayrıca Reykjavik’in doğusunda alüminyum dökümhaneleri ve amonyum sülfat fabrikası bulunmaktadır. Nüfusun %30’u sanayide çalışmaktadır. Ülkenin ihracatının % 80’ini balık ürünleri, balık konservesi, tuzlanmış ve dondurulmuş balık, balık unu, balık yağı ve gübre meydana getirir. Bunun yanında hayvan ürünleridir. İthal ettiği mallar sanayi ve besin mamulleridir. Ancak son dönemde turizm son derece gözde. İki milyonu aşkın turist adaya gelmekte. Dünyanın dört bir yanından gelen turistler İzlanda’ya milyarlarca Euro bırakmakta. İzlanda topraklarının büyük bir kesimi de tarıma elverişsiz. Ancak % 0,5’inde tarım yapılmakta. Nüfusun % 11’i ise tarımda çalışmakta. Başlıca ürünleri ise hayvan yemi, patates ve şalgam. Adanın buzullarla örtülü olmayan kesimlerindeki otlaklarda hayvancılık yapılıyor. Koyunların büyük çoğunlukta olduğu küçük baş hayvancılığı revaçta. 

İzlanda’ya nasıl gidilir? Icelandair adanın en iyisi elbette. Türkiye’den uçuşları yapılmamakta. Yani ülkemizden direkt uçuş bulunmuyor adaya. O nedenle Icelandair’in her hangi bir uçuş noktasına gidip oradan Reykjavik’e doğru havalanmak en doğrusu. Bu nedenle Iceland Air’in özellikle Avrupa’daki uçuş noktalarını takip etmek gerekiyor. Ben Frankfurt aktarmalı olarak gittim ve herhangi bir bekleme söz konusu olmadı. Icelandair’in Reykjavik – İstanbul direk uçuşlara da başlayabileceği genel müdürlük yönetim katında ciddi ciddi konuşulmakta. Şayet bu olursa İzlanda, Türkiye’ye çok daha yakınlaşacaktır. 

Nerede kalınır? Icelandair’in bir de otel zinciri bulunmakta; Icelandair Hotels. Reykjavik kent merkezi de dahil olmak üzere farklı konseptlerde, birbirinden karizmatik otelleri bünyesinde barındırmakta. Toplamda 9 otelle hizmet veriyorlar. Icelandair Hotels Group hem turistler için hem de iş seyahatinde olanlara hitap ediyor. Her bütçeye uygun konaklama imkanı sunması son derece önemli. Otantik bir İzlanda deneyiminin yanısıra, modern bir hizmet de alabiliyorsunuz. Kimi uyku tulumuyla konaklama imkanı sunarken, bir başkası konfor ve hizmeti İzlanda standartlarında konuklarına yaşatıyor. Benim konakladığım Reykjavik Marina Residence, Natura ve Canopy by Hilton şahane şehir otelleriydi. Konaklamanızı tavsiye ederim.