Doha Gezi Yazısı

Murat Güloğlu

Doha Gezi Yazısı

Körfez’in 1 Numarası Katar

Doha’nın geniş caddelerini, meydanlarını, bulvarlarını arşınlarken sadece bir kaç yıl içinde dahi gösterdiği gelişmenin şaşkınlık verici olduğunu düşünüyorum elbette. Yeni yeni kurulan yerleşim birimleri, kültürlerini eğip bükmeden modern çağa adapte edebiliyor oluşları cezbediyor. Kaynaklarının sınırsızlığının büyüsüne kapılmadan ne istediklerini biliyor gibiler. Kentlerini, ülkelerini çağdaşlaştırma peşindeler. Kültürle, sanatla, sporla var olabilecek olmanın şifresini çözmüşler. Bir çok yabancı uzman ve yetkin isimle çalışıyorlar. Liyakata önem veriyorlar. İşte bu yüzdendir ki her yeni gidişinizde Katar’ı, Doha’yı pozitif değişimler içinde bulabiliyorsunuz.  

Körfez’in görgülü zengini Katar

Evet şimdi objektifleri dost ülke Katar’a çeviriyoruz. Evet! O, Körfez’in en havalı ülkesi. Dediğim gibi, Türkiye’nin en iyi dostu. Sadece bölgesinin değil, dünyanın da en zengini. Yüz milyarlarca dolarlık yurtdışı yatırımlarıyla dikkat çekiyor. Yeraltı kaynaklarının geliriyle baştan aşağı yenilenen Katar bu vizyonla önümüzdeki yıllarda adından sıkça söz ettirecek. Bu apaçık ortada! Bir de çöl ikliminde hasret kaldıkları yeşile, parka, bahçeye yaptıkları yatırımları da alkışlamak gerek. Kişi başına düşen milli gelirle dünyanın en zengin bir kaç ülkesinden biri malumunuz üzere. Zira günümüzde Katar’ın kişi başına düşen yıllık milli geliri 90 bin Euro civarında denebilir. Bir zamanlar Osmanlı toprağı olarak yer alıyordu, sonrasında İngiliz mandasına girdi. 1971’de bağımsızlığını kazandı ve bağımsızlığını kazanana kadar da çorak arazisi dışında hiçbir mal varlığı yoktu. Ta ki petrol ve doğalgaz yataklarına sahip olduğu anlaşılana kadar. İşte o zamana değin başlıca geçim kaynağı olan inci dalıcılığı ve balıkçılık artık yerini zengin mi zengin doğal kaynaklara bıraktı. 

Osmanlı ve İngiliz izleri göze çarpıyor

Katar, Arap Yarımadası’nın en kilit noktalarının birinde kurulu desem abartmış olmam. Coğrafi olarak üstünlüğü var ama bir taraftan da sınır açısından sadece Suudi Arabistan’la komşuluğu onu çoğu zaman da zorlamakta. İşte bu zengin ve küçük ülkenin tarihi eski çağlara dayanıyor aslında. Yedinci yüzyılın ortalarında İslamiyet, Arap Yarımadası’nda yayılmaya başlayınca Katar’a önce Emeviler, sonra Abbasiler hakim olmuş. Büyük Selçuklu Devleti’nin de Katar’da bir süre söz sahibi olduğu biliniyor. 16. yüzyıldan Birinci Dünya Savaşı’na kadar da Osmanlı İmparatorluğu’nun bir parçasıydı. Doha’nın Osmanlı dönemindeki adı “Kal’atü‘t-Türk” yani “Türk Garnizonu” idi. Osmanlı Devleti, Katar üzerindeki haklarından 29 Temmuz 1913’te imzalanan Londra Antlaşması ile vazgeçti ve Ağustos 1915’te de ülkeden çekildi. 1971’de de İngilizlerin bölgeyi terk etmesinden sonra Katar bağımsızlığına ulaştı. Daha sonraları yönetime el koyan Katar Emiri Hamad bin Halife Al Tani göreve geldi. Al Tani emirliği döneminde, önemli siyasi ve ekonomik reformlar gerçekleşti. Seçimlerin özgürleşmesi için adımlar atıldı, kadınlar seçme ve seçilme hakkına sahip oldu. Aynı zamanda gaz ve petrol sektörlerinde liberalleşmenin yolu açıldı. Ülkenin ekonomik merkezi de olan Doha, Katar’ın başkenti ve en büyük şehri malumunuz. Katar’ın da yedi belediyesinden biri.

Katar’da öncelik Katarlılar’ındır 

Katarlılar yani Katar’ın yerlileri özel vatandaş konumunda olduklarından petrol yatağı ya da petrol yatağının bir kısmının hissedarı olduğu bir gerçek olarak karşımıza çıkıyor. Ülkede hiçbir şekilde üretim söz konusu değil. Petrol dışında ise inşaat ve hizmet sektörlerinin önemli bir yeri var ancak genelde bu tür hizmet sektörlerinde çalışan kişiler Asyalı göçmenler diyebilirim. Katar vatandaşları elektrik, su, vergi, gaz gibi ücretlerden tamamen muaflar. Ancak yabancı uyruklu kişiler bu konuda bir ayrıcalığa sahip değil. Şunu belirtmeliyim ki, Katar vatandaşlığı Katar’da yaşayanlar için oldukça büyük bir ayrıcalık. Dünyada birçok firma burada yatırım yapacaksa bunun için öncelikle mutlaka ve mutlaka bir Katarlı ortak bulmaları gerekiyor. Zaten bu durum Katar kanunlarınca da zorunlu bir uygulamadır. 

İslam Eserleri Müzesi ve Corniche (Korniş) Doha’nın simgesi

İslam Sanatları Müzesi, Louvre Piramidi’ni de tasarlayan dünyaca ünlü mimar Ieoh Ming Pei imzasını taşımakta. Mutlaka görülmesi gereken bir müze. Mühendisliğinde Türk firmaları da yer almış. İslam Sanatları Anıtı ve Müzesi, tüm dünyada İslam sanatlarına dair en geniş koleksiyona sahip olma özelliğini taşıyor. 3 kıtadan 1400 yıl boyunca toplanan eserler burada sergileniyor. Yapının kendisi ve içinde sergilenen eserler kadar iç dekorasyonu da büyüleyici. Müzenin sahip olduğu manzara da son derece etkileyici. Modern Doha tamamen karşınızda diyebilirim. Yeni Doha’ya doğru ilerlemenizi sağlayan bölgenin adı Corniche. Burası, kentin deniz kıyısında 1980’lerden beri var olan bir çeşit dinlenme yeri. Randevular, toplanmalar genelde burada oluyor. Yürüyüş, bisiklet ve koşu için ideal bir bölge. Özellikle sabah saatlerinde güne zinde başlamak isteyenlerden dolayı dolup taşmakta. Yürüyen, koşan, spor yapan yüzlerce kişiyi görebilirsiniz. 

Doha’nın kıskandırıcı bir özelliği de müzekent olması  

Doha’da gezip görülecek yerler listesinde Katar Ulusal Müzesi en üst sıralarda yer almakta. Zira Katar’ın zengin kültürel geçmişini keşfetmek için tek adres burası. Şeyh Abdullah Jassim Al Thani’nin sarayı ve çevresinde yapılmış. Müzenin kendisi de 1980 yılında İslam mimarisini geliştirme ve yayma amacını taşıyan Agha Khan ödülü sahibi. Kentteki ikinci en büyük müze olan Ulusal Müze’nin koleksiyonunda arkeolojik buluntular, tarihi eserler ve el işçiliği ürünler yer almakta. Öte yandan FANAR adı verilen İslami Kültür Merkezi de dikkat çeken bir başka müze. Waqif Çarşısı‘ndan birkaç dakikalık yürüme mesafesinde Spiral Camii içinde yer alan İslami Kültür Merkezi müslüman olmayanlara İslamiyet’i kültürü ile tanıtmayı amaçlayan ve kar amacı gütmeyen bir organizasyon. Bu arada Petrol Müzesi’ni de mutlaka görmenizi öneririm. Böylelikle Katar’ın nasıl Katar olduğunu, bugünlere nasıl geldiğini daha iyi anlarsınız.

Gerçek Katar burada: Otantik Şahin Çarşısı ve Souq Vaqif 

Corniche’den birkaç dakikalık yürüme mesafesindeki otantik Souq Waqif Çarşısı hayli canlı, heyecanlı ve renkli. Bizim özellikle doğu illerimizdeki eski kent merkezlerini andırmakta. Gaziantep, Diyarbakır, Şanlıurfa ve hatta İstanbul’daki Eminönü – Tahtakale’nin net bir benzeri diyebilirim. Kent insanının sosyalleşme ve en hareketli alanı burası. Alışveriş, yeme-içme veya sadece keyifle oturup etrafı seyretmek için burada saatlerce vakit geçirebilirsiniz. Baharat, parfüm veya kokular, mücevher veya diğer takılar ve her türlü oryantal eşya için şehirdeki en önemli adres. Türlü memleketlerin mutfakları, kafe ve restaurantları da ağırlıklı olarak bu bölgede. 

Şahin Hastanesi dikkat çekici  

Katarlılar için olmaz olmaz nedir diye sorsanız, kesinlikle şahinler derim. Her evde şahin besleniyor desem abartmış olmam. Souq Waqif Çarşısı‘nın hemen yanında yer alan Falcon ya da Şahin nispeten daha modern ve yeni bir çarşı. Şahin satıcıları ve hatta devasa Şahin Hastanesi burada konumlanmış. Eğitmenler tarafından terbiye edilen şahinleri de görmeniz mümkün olabildiği gibi satın almanız da olası. Becerilerine ve türüne göre şahinlerin çok farklı fiyatlardan satıldığı bu çarşıda çok iyi eğitilmiş bir şahinin on binlerce dolardan satılması, Katarlılar’ın şahinler konusunda ne kadar da hassas ve ilgili olduklarının bir kanıtı. Aspire Park büyüklüğüyle dikkat çekmekte. Daha çok tatil olan Cuma günleri kalabalıklaşan parktaki 300 metre yüksekliğinde Torch Kulesi de ziyaret edilebilir. Kule, 15. Asya Olimpiyatları‘nda dev bir meşale görevi gördükten sonra otele dönüştürülmüş. 

Kentin modern yüzü The Pearl ve Katara Kültür Köyü 

Katar’ın zenginliğinin en önemli göstergesi The Pearl Bölgesi. West Koyu’ndaki suni bir ada aslında burası. Onlarca milyar dolara mal olmuş. Aynı zamanda Katar’da yaşayan expat yani yabancıların emlak sahibi olabildiği de ilk yer. Adı, bölgenin inci dalışlarıyla ünlü olmasından dolayı The Pearl olarak belirlenmiş. Bugün ise dev AVM’lerin, dünyaca ünlü markaların yer aldığı mağazaların, restoranların ve cafelerin yer aldığı, şehrin modern merkezi. West Koyu ve The Pearl arasında yer alan Katara Kültür Köyü de Katar’ı sanatın merkezi bir ülke yapma fikrinden doğan bir proje. Doha Tribeca Film Festivali, TEDx Doha gibi etkinliklere ev sahipliği yapmasının yanında yılın her mevsimi burada tiyatro, müzik, sinema, edebiyat, sergi ve fuarlar adına çeşitli etkinlikler düzenleniyor. Burada yer alan Pigeon Towers adı verilen güvercin kulelerini de mutlaka göreceksiniz. Bu arada Basra Körfezi’nde yer almasından dolayı Doha plajlar açısından da son derece zengin. Beyaz kumlu plajlarında denize girmek yılın hemen her mevsimi mümkün. Katara Plajı, Kültür Köyü Plajı, Banana Island veya Palm Tree Adası Plajı gibi büyüleyici plajlardan birinde güneşlenmek ve denize girmek vücudunuza iyi gelecektir. 

İslam Tarihi’ne adını yazdırmış camiler

Bunlardan en önemlisi Spiral Camii. Aslında Irak’daki Al Mutawwakil Büyük Camii’nin bir replikası. Mimari açıdan Doha’daki diğer camilerden de farklı denilebilir. İçerisinde İslam Kültür Merkezi ve mağazalar da bulunduran bir kompleks burası. Kentin en büyük camiisi Amiri Diwan Camii de Katar Emirlik Sarayı‘nın hemen yanında yer alıyor. Büyük Camii olarak da bilinmekte. 2013 yılında restore edildi. Minaresi, sıra sıra kubbeleri, yeşil ve beyazın estetik karışımıyla kentin simgelerinden elbette. Golden Camii de Katara’da yer almakta. Adını parıldayan sarı görünümünden almış durumda. Küçük bir cami. Tamamen altın seramiklerle döşeli olması onu daha fazla ilgi çekici kılmakta. Caminin içi ise son derece sade. Katara Camii içinse Doha’nın en güzel camiisi diyebilirim. Üçgen avlusunu, ahşap işçiliğini, devasa avizeleri ve çatısını, ayrıca mavi ağırlıklı dekorasyonunu görünce ne demek istediğimi anlayacaksınız. 

Çölde safari apayrı bir keyif  

Çölde safari olmazsa olmazımız. Genelde 4×4 arazi araçlarıyla yapılan ve Bedevi çadırlarında konaklanan safaride kum tepeleri, kum fırtınaları, deve üzerinde gezinti deneyimleyebileceğiniz aktiviteler arasında. Çölde konaklama, turistlerin Katar’ı ve çöl ortamını tanımanın en keyifli, en heyecan verici yolu. Katarlıların da hafta sonlarını geçirdikleri en popüler tatil mekânı olan çölde kurulan bu çadırlar, Arap gelenekleri ile modern yaşamın bir araya gelmesi ile oluşturulmuş. Öyle ki çadırların içi bir süit oda gibi, ihtiyacınız olan her şeyin bulunduğu bir yaşam alanı şeklinde tasarlanmış. Bedevi mutfağından lezzetler tadabileceğiniz akşam yemeklerinin ardından, geceleri sahilde yakılan ateşin etrafında oturup yıldızları tek tek sayabiliyorsunuz.